Mehmet AKKAYA, bugün Aydınlık gazetesinde yayınlanan köşe yazısında Derince Limanının özelleştirmesine değindi. Yazıyı aynen yayınlıyoruz.
İzmit Körfezi Satışa Çıkarıldı
Seçimlere az kaldı. Yatağan, Kemerköy, Yeniköy, Termik santralları ile maden ocaklarını, Çatalağzı Termik Santralı’nı, Derince Limanı’nı, Milli Piyango’nun şans oyunlarını satılığa çıkardılar.
Yatağan işçisi ayakta… Zonguldak istim üzerinde. Kocaeli, Derince Limanı için mücadeleye hazırlanıyor.
Seçimlere az kalmışken hükümet, işçi sınıfının tamamını harekete geçirebilecek olan bu özelleştirmeleri nasıl göze alabildi?
Ayaklarına kurşun sıktıklarını biliyorlar, ama başka şansları yok. Seçimlerde hükümete para lazım…
Seçilebilmek için Türkiye’yi satıyorlar.
***
Derince Limanı için ihale başvuru tarihini bir ay daha uzattılar. Son teklif verme tarihi, 16 Ocak 2014.
İhaleye yabancıları da alacaklar.
Limanlarımızın kontrolünün Türkiye Cumhuriyeti’ne geçişini, 1926’dan beri Kabotaj Bayramı olarak kutlarız. Hükümet, ulusal pazarımızı yabancılara sunmakla yetinmiyor, gümrüklerimizi limanlarımızı da yabancılara veriyor. Üstelik 1926 tarihli ve 815 sayılı Türkiye Sahillerinde Nakliyatı Bahriye (Kabotaj) ve Limanlarla Kara Suları Dahilinde İcrayı San’at ve Ticaret Hakkında Kanunu ihlal edilerek.
Derince Limanı, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğü’ne ait. 1904 yılında işletmeye açılmış. İzmit körfezinin en önemli limanı… Sekiz rıhtımı ile yılda bin gemiye hizmet veriyor.
İstanbul-Yalova arasındaki 112 kilometrelik İzmit körfezinde irili ufaklı tam 43 tane liman var. Önce küçük iskele olarak kurulup sonra limana dönüştürülenlerle beraber bu sayı 57’ye çıkıyor. Tersaneler bu sayının dışında.
Bunca limandan sadece iki tanesi kamunun elinde… Sadece altı limanın demir yolları bağlantısı var. Diğerlerinin ise, konteyner parkları, tır parkları, karayollarıyla bağlantıları, otoban bağlantıları, demir yolları bağlantıları, organize sanayi bölgeleriyle bağlantıları yoktur. Bölgesel kıyı ve liman master planı yok.
Özetle mafya tipi yönetim, her alana yayılmış.
Derince Limanı’nın üçte biri 11 yıllığına Ciner Grubu’na kiralanmış. Ciner gurubundan başka 16 ayrı şirket daha burada kiracı durumunda. Yani özelleştirmeden çönce kiralama adıyla özelleştirilmiş aslında.
Kira sözleşmesinde, liman özelleştirilirse kiracılık durumunun ortadan kalkmayacağına dair özel teminat verilmiş.
Limanın “Pilotaj” denilen özel bir geliri var. Her gemiden 15 ile 30 bin avro arasında para alınıyor. Gemi geliyor, kılavuz kaptanı alıyor, iskeleye yanaştırıyor. Para bunun karşılığında. Alıcılarının ağzının suyunu akıtanlardan biri bu…
Hükümetin planı, Haydarpaşa Limanı’nı kapatmak, Derince Limanı’nı konteyner parkı haline getirmek. Ama bunun için liman sahası yeterli değil. 385 bin 188 metrekare denizi dolduracaklar. Denize 4 milyon 360 bin ton taş dökülecek. Tam 312 bin adet kamyon dolusu taş ve beton ile İzmit Körfezi katledilecek.
Anlayacağınız, AKP sadece limanı değil, İzmit Körfezi’ni de satılığa çıkarmış. Denizi de satıyor.
Liman-İş Sendikası, ihale ilanın iptali için Bölge İdari Mahkemesi’ne başvurdu. Dava sürüyor.
Kocaeli, birinci dereceden deprem bölgesi… Sendika, 1999 depreminde bütün deniz dolgu alanlarının denizin altına gömüldüğünü hatırlatıyor, “Bu büyüklükteki bir deniz dolgusu ile liman yapmanın deprem felaketine koşar adım gitmek olduğunu” belirtiyor.
Sendikanın uyarısında ayrıca, dolgu yapılması düşünülen bölgede iki adet dere yatağının bulunduğu, çok sayıda tarihi eserin bulunduğu hatırlatılıyor.
Kocaeli Valisi, “Bir yeni limana daha izin vermemiz, 1 metreküp dolguya izin vermemiz mümkün değil” diyor.
Ama valiyi dinleyen kim. Rant kokusu almışlar bir kere.
Liman-İş Sendikası mücadeleye hazırlanıyor.
İzmit Körfezi’nde yapılan bu katliamı yöre halkına, meslek odalarına, demokratik kitle örgütlerine anlatmaya çalışıyor.
Derince’nin satılması, gümrüklerimizin, limanlarımızın satılmasıdır, denizin satılmasıdır, çevre katliamıdır, emperyalistlerden savaşarak aldığımız Limanlarımızın yeniden emperyalistlere peşkeş çekilmesidir, depreme davetiyedir.
Derince Limanı’na sahip çıkmak, sadece Liman-İş Sendikası’nın değil, bütün sendikaların, meslek odalarının, demokratik kitle örgütlerinin, partilerin, her vatanseverin görevidir.
